• Anasınıfından Birinci Sınıfa Geçiş

    Anasınıfından Birinci Sınıfa Geçiş

    03 Haziran 2016
    Anasınıfından birinci sınıfa geçiş çocukların hayatında; Alışık oldukları çevrenin değiştiği, yaptıkları etkinliklerin değiştiği, (planlı ve programlı öğretim etkinliklerine geçiş) zamanı kullanma kavramının değiştiği, (zamanın esnek kullanıldığı bir dönemden programlandığı bir döneme geçiş) ailelerin beklentilerinin değiştiği (davranış değişikliğine dair beklentilerine akademik beklentilerin eklenmesi) bir dönemi içerir.

     
    | Devamı
     

    Her yeni durum, her yeni ortam, her yeni insan bir alışma ve uyum sağlama süreci gerektirir. Bu yönüyle anasınıfı öğrencisi için 1. Sınıf yeni bir durum, yeni insanlar, yeni şeyler demek ve buna uyum sağlamak gerek.
     
    Her dönemin kendine has bir özelliği vardır ve bu dönemin karakteristik özelliği çocukların ve ailelerin bu değişime uyum sağlayabilme konusunda yaşadıkları zorluklardır. Bu zorluklar genellikle 1. Sınıfın ilk haftalarında yoğun olarak yaşanır.  

    Çocukların hazır bulunuşluklarının uyum sürecine etkisi büyüktür. 

    Leadbeater (2004), 432 birinci sınıf öğrencisi üzerinde yapmış oldukları araştırma sonucunda, çocukların birinci sınıfta duygusal ve davranışsal problemler gösterdikleri; bu durumun da çocuklardaki sosyal yeterlilik ile yüksek düzeyde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda çocukların sosyal, duygusal ve davranışsal yetkinlikleri üzerinde okula hazır bulunurluklarının önemi ortaya çıkmış ve özellikle okul öncesi yıllarda çocuğun davranışlarını kontrol edebilme becerisinin, birinci sınıfa geçişteki uyum üzerinde etkisinin önemli olduğu bulunmuştur.

    İlkokula hazırlık, çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna devam ettiği süre içerisinde bütün gelişim alanlarının desteklenerek, ilkokulda kendinden beklenen görevleri yerine getirecek düzeye ulaşmasıdır (Polat, 2010). 

    Okula hazır olma üç farklı boyutu olan bir kavramdır. 

    Okula hazır olmanın ilk boyutu, çocuğun okula başlamadan önce sosyal-duygusal, psikomotor, bilişsel ve dil becerilerinin gelişmesi, çocuğun kavrama ve genel bilgi konusunda yeterli düzeye ulaşması gerekliliğidir. Çocuk bu temel becerileri kazanabildiği ölçüde okula hazır demektir.

    Okula hazır oluşun ikinci boyutu, farklı çevrelerden gelen çocukların gereksinimlerinin karşılanabilmesi için okulun çocuklara hazır olmasıdır.

    Okula hazır oluşun üçüncü boyutu ise, aile ve toplumun çocuğun okula hazırlanmasında sağladığı katkılardır (aktaran Dinç, 2012).

    Okul öncesi eğitim kurumlarında ilkokula hazırlık için yapılan etkinliklerin yanı sıra, çocukların evde de desteklenmesi gerekir. Aile katılımı ve eğitimi, okul öncesi eğitimin vazgeçilmez parçalarındandır. Çocuğun gelişim alanlarının desteklenebilmesi, okulda kazandığı davranışlarının evde pekişebilmesi ve ev ile okul arasında uygun geçişlerin sağlanabilmesi aile katılımına gereken önemin verilmesiyle mümkündür (Dinç, 2012). Çocuklara evlerinde okula hazırlık becerilerine yönelik destek sağlayacak eğitici ortamların sunulması ve anne-baba eğitimlerinin çocukların eğitimiyle paralel olarak sürdürülmesi, ilkokula hazırlıkta önemli katkılar sağlamaktadır (Erkan, 2011).

    Son olarak…

    Ebeveynler olarak çocuğumuzun 1. Sınıfa hazır bulunuşluğunun hangi aşamada olduğunun farkındalığı, desteklenmesi gereken yanlarının desteklenmesi, çocuktan ve okuldan beklentinin çocuğun hazırbulunuşluğuna göre olması, diğer çocuklarla kıyaslamalarda bu durumun göz önünde bulundurulması gerekir.

    Yine Okul Öncesi eğitimi alma ve almama durumu, özellikle ilk bir-iki hafta yaşanan anne babalardan ayrılma sendromu (anasınıfına gitmeyen çocuklarda daha fazla görülür.) çocuğun uyum aşamasında göz önünde bulundurulması gereken bir başka önemli etkendir ve bu çocukların uyumu daha uzun zaman alabilir.

    Okul ve ailenin çocuğun duygusal, davranışsal ve sosyal problemlerini ikinci plana atarak akademik anlamda bir beklentiyi birinci sıraya alması akademik anlamda başarı getirmeyeceği gibi duygusal, davranışsal ve sosyal alanlarda gelişimini olumsuz yönde etkiler. Önceliğimiz çocuklarımızın ruhsal-manevi anlamda güçlü bireyler olmalarıdır. Akademik başarısızlığın telafisi olabilir ama ruhsal-manevi güçsüzlük telafi edilemeyebilir.
      
      Mustafa KIRAN
       Özel Dolunay Okulları
    Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni

    Kaynak :
    Bu Makale 764 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 


Haberleri RSS Beslemeleri ile takip edebilirsiniz.